![]() | |||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
PAYLAŞMAK
04 Ocak 2010, 00:02 Bitkilerin, hayvanların ve insanların; istisnalar ayrı kalmak kaydıyla, genel anlamda, topluluk halinde yaşadıkları bilinmektedir. Hatta bu genel kurala cansız varlıklar da dahil edilebilir. Ancak, cansız varlıklar için ‘toplu halde yaşarlar’ tanımı yerine ‘toplu halde bulunurlar’ ya da ‘kütle halinde bulunurlar’ tanımı daha uygun olur. Nasıl mı? Şöyle bir yakından uzağa bakıp incelediğimizde; Cansız varlıklardan; toprağın ova, plato, yayla gibi yerlerde daha fazla yer kapladığını; kayaların zirve, dağ, tepe gibi yükseltilerde uzayıp gittiğini; suların göl, deniz, okyanus gibi dünyanın alçak yerlerinde biriktiğini; havanın deniz seviyesinde basıncının daha fazla olduğunu görürüz. Tabii hepsinin de istisnalarının olduğunu bilerek. Cansız varlıkların bile birbirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları ve burada da bir var olma paylaşımının olduğu düşünülebilir. Canlı varlıklardan; bitkilerin bazen türlerine göre, bazen de karışık olarak yeryüzüne dağıldıklarını; hayvanların türlerine göre toplu halde yaşadıklarını; insanların paylaşım durumlarına göre topluluk halinde yaşadıklarını görmekteyiz. Toplu halde yaşayan bitkiler, hayvanlar ve insanların her birinin hem kendi aralarında, hem de diğer varlıklar arasında hayatı paylaşmaları söz konusudur. Bir başka deyişle, toplu halde yaşamak paylaşmayı gerektirir. İnsanlarda paylaşmak; yaşamak için zorunluluktur, ihtiyaçtır, duygudur, çıkardır, mutluluktur. Hayatı paylaşmadan mutlu olunmaz. Ancak, neleri paylaşıp neleri paylaşmayacağız; buradaki sınırı iyi ayarlamamız gerekir. Çoğu konuda paylaşımcı olabileceğimiz gibi, her insanın özeli de olacağı unutulmamalıdır. Özelimiz ve paylaşımımızı tam olarak dengeleyebildiğimizde, yaşadığımız toplumda mutlu olarak yaşıyoruz demektir. Peki, hangi konular paylaşım alanına girer? İçinde yaşadığımız toplumla, ilişkide bulunduğumuz insanlarla neleri paylaşabiliriz? Böyle bir soruya verilecek cevap tabii ki çoğunlukla ‘her konuda’ olacaktır. İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olduğundan yaşadığımız toplumda paylaşılacak o kadar durum var ki. En başta da sevgiyi, saygıyı, sevinci, acıyı, varlığı, yokluğu, güzelliği, çirkinliği, galibiyeti, mağlubiyeti, konuşmayı, değeri, işi, zorluğu, başarıyı vb örnekleri çoğaltabiliriz. Paylaşmak dünyanın en güzel duygularındandır. Bu nedenle bu duyguların geliştirilmesine daha küçük yaşlardan başlamalıdır. Küçük yaştaki çocuklar henüz yeni sosyalleşmeye başladıklarından paylaşmaktan hoşlanmazlar. Çocuğun yaşı ilerledikçe aile, çevre ve okulun da etkisiyle paylaşmayı öğrenmeye başlarlar. Burada çocuğun paylaşım ve özeline çok dikkat etmek gerekir. Eğer çocuğu tamamen paylaşımcı yetiştirirseniz, özelini göz ardı etmiş ve ‘ben’ duygusunu köreltmiş olursunuz. Bu da hayatta hep verici bir kişilik geliştirmesine neden olur. Eğer çocuğun özeline çok önem vererek yetiştirirseniz, bu sefer de paylaşımcılığını göz ardı etmiş ve ‘biz’ duygusunu köreltmiş olursunuz. Bu da hayatta hep alıcı bir kişilik geliştirmesine neden olur ki doyumsuz ve aşırı bencil birey olarak mutsuz bir şekilde yaşamak zorunda kalabilir. Buradaki dengeyi iyi ayarlamak, çocuğun yetişkin olduğunda hangi işi yapıyor olursa olsun, nerede ve hangi toplulukta yaşıyor olursa olsun, mutlu olması bakımından çok önemlidir. Bazen tersi durumlar da söz konusu olabiliyor. Çocukluğunda özeline değer verilmeyenler büyüdüklerinde doyumsuz olabildiği gibi, paylaşımcılık yönü geliştirilmeyenler de tamamen paylaşımcı olabiliyor. Bu durum, her iki konudaki açlığın ters orantı yoluyla giderilme çabalarından başka bir şey değildir. Hangi konuda olursa olsun, çocukların özeli ve paylaşımcılık yönleri dengeli bir şekilde geliştirilmeye çalışılmalı, yetişkin olduklarında mutlu bireyler olarak yaşamaları sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki mutlu bireyler, mutlu toplumları doğurur. Yetişkin insanlar olarak, yaşadığımız toplumda; aile, çevre, arkadaş, akraba, iş, işveren, müşteri, çalışan, sosyal guruplar, çıkar gurupları vb topluluklarda bencil veya paylaşımcı insanları görmek mümkün. Yine bu topluluklarda, paylaşımcılığı ve özelini iyi ayarlayabilenlerin mutlu, diğerlerinin mutsuz olduğunu görürüz. Şunu unutmamak lazım; insanın doğası çıkarlar doğrultusunda paylaşmayı gerektirdiğinden, tek taraflı paylaşımın günün birinde sona ereceği düşünülmelidir. Böyle bir durumda kaybetmiş olmak kaçınılmazdır… Ahmet Güney – GİRESUN, 03 Ocak 2010 Bu haber 526 defa okunmuştur.
|
GALERİ
SAYAÇ
|
|||||||||||||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||